 |
|
 |
0-5 yaş grubu çocuklarda menenjit tehlikesi,belirtiler ve alınması gereken önlemler
Hazal Group 15.05.2007 tarih 221 sayılı İşkur lisans garantisiyle özel istihtam hizmetlerini tescillemiştir.
BAKICI BULMANIN EN KOLAY YÖNTEMİ
Kimler Bizim Hedef Hasta Grubumuzdur?
Bu Hizmet Nasıl Çalışır?
Hangi Tedavi Hizmetleri Evde Verilebilir?
Sağlık Bakanlığı verileri, Türkiye’de 2 milyon kişinin kısır olduğunu, Türkiye’de kısırlığın giderek arttığını ve 150 bin çiftin tedavi için beklediğini ortaya çıkardı
Unutkanlık sorunu yaygınlaşıyor mu?
Yaşlılık korkusu UNUTKANLIK Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU' nun yorumları.
Bebeklikten çocukluğa geçiş döneminde olan çocuğunuz birdenbire hırçınlaşıp, hiç yoktan sebeplerle ağlamaya mı başladı?
T.C. M.E.B. ÖZEL MORKEDİ ANAOKULU "ÇOKLU ZEKA" YÖNETİMİ UYGULUYOR.
BEBEKLERİN GAZ SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİSİ
ANKARA' DA HAZAL GROUP GARANTİSİ İLE HASTA, YAŞLI, ÇOCUK, BAKICILARI, TEMİZLİK ELAMANLARI, SEKRETERLER YARDIMCILAR ÇOCUK GELİŞİMİ MEZUNU BEBEK BAKICILARI OFİS ELAMANLARI
Hastane harcamalarının çoğu kalbe ve bebeğe
TEŞEKKÜR
NEDEN OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
ANKARADA BAKICI ARAYAN AİLELER HAZAL GRUP ANKARADA GENİŞ ELAMAN PORTFÖYÜ İLE SİZLERİN TALEPLERİNİ BEKLİYOR...
Okul Öncesi Çocuklar İçin Kitap Seçerken ve Okurken
Şişmanlık Her Yaşta Sorun
Yatakta Bana Da Yer Açın
Okul Öncesi Eğitiminde Veli Denetimi
Geleceğin Suçlusunu Yetiştirmenin En Basit Kuralı
İyi Bir Okuyucu Yetiştirmenin 7 Yolu
Çocuğunuzun Gelişimiyle İlgili Bazı İlkeler
Okulöncesi eğitimde anaokulundaki eğitmenler ne gibi vasıflara sahip olmalıdır?
Anaokuluna gitmekten korkma, ağlama, hatta sabahları mide bulantısı hissetme gibi davranışlar normal mi? Anne-babalar bu gibi davranışlar karşısından nasıl bir tutum içine girmeliler?
Anaokulu çocuğa neler öğretir? İlerideki akademik ve sosyal yaşamına ne tür katkıları olur?
Anaokulu ne gibi özelliklere sahip olmalıdır? Aileler çocukları için anaokulu seçerken nelere dikkat etmelidir?
Yaşanabilir temiz ortamlar yaratmak için temizlik.
ÇOCUKLARI DİNLERKEN YAPILAN İLETİŞİM ENGELLERİ
Çocuğunuza kimin bakacağına doğumdan önce, anne ve baba birlikte karar verin.
Çocuk eğitiminde doğrular yanlışlar Profesör Dr. Hilal Mocan’ın açıklamaları.
ÇALIŞAN ANNELERİN EN ÖNEMLİ 3 SORUNU.
0-3 YAŞ (EV, KREŞ, YUVA) BEBEK BAKICI VE EĞİTİCİLİĞİ MODÜL PROGRAMI (Halk Eğitim Merkezi)
Yatalak Hasta Bakımı
www.bakiciara.com adresine üye olmak isteyen anaokulu yuva kreş oyun parkları ve ajansların dikkatine.
Yaşlılık ve yalnızlık
Yaşlılık ve Geleneksel Rollerde Değişim
Yaşlı ruh sağlığı ve bakımı -I-
Yaşlı ruh sağlığı ve bakımı – II
Yaşlı ve Bastonlu
Yaşlılıkta Düşmeler
Yaşlılık ve Kış
Yaşlılık ve Geleneksel Rollerde Değişim
Yaşlı Bakımı ve Yaşlılık Okulu
Alzheimer nedir?
Anaokuluna başlama yaşı ne olmalıdır ?
ÇOKLU ZEKA TEORİSİ
Çocuklar Kaç Yaşında Evde Yalnız Kalabilirler?
Çocuklarda Eğitim
Çocuğunuzun Gelişimiyle İlgili Bazı İlkeler
Okul Seçimi
www.bakiciara.com hizmetlerimizden bazıları...
Dadıları denetlemenin en uygun ve iyi yolları nelerdir?
Dadının gitmesi için dadıya kötü davranan çocuk için ne gibi bir yöntem izlenmelidir?
Bir çocuğa artık kendisiyle bir dadının ilgileneceği nasıl anlatılmalıdır?
Çok sık dadı değişmesi çocuğu olumsuz etkiler mi?
Dadının güvenilir olup olmadığını anlamak için ilk buluşmada ne gibi sorular sormak gerekir?
Bir dadının ne gibi özelliklere sahip olması gerekir ?
Bebeklerin dadıya bırakılması gereken bir yaş var mı?
|
|
| |
|
0-5 yaş grubu çocuklarda menenjit tehlikesi,belirtiler ve alınması gereken önlemler
MENENJİT NEDİR?
Menenjit beyni saran zarların iltihabıdır. Bu iltihaba mikroplar neden olur. (virüsler veya bakteriler). Menenjit geçiren çoğu kişi bu hastalıktan tamamıyla kurtulurken, bazen ölümle de sonuçlanabilir. Ya da hastalık sonrası sakatlıklar kalabilir.
Menenjitin belirtileri
Çocuklar ve erişkinler
BELİRTİLER
• yüksek ateş
• baş ağrısı
• kusma
• uyuşukluk
• ışık veya sese karşı hassasiyet
• kas ağrısı
• çocuğun altının bezi değiştirilirken bacakları yukarı kaldırıldığında ağrı oluşması ve bunun sonucunda ağlaması,
• ense sertliği (çene göğse değdirilmeye çalışıldığında)
Aynı zamanda ‘ense krampı’ olarak da adlandırılan ense sertliği, menenjitin diğer bir adı değil, sadece belirtilerinden biridir.
Hastalık genellikle birkaç gün içinde ilerler.
Bebeklerde görülen belirtiler normalden farklı olabilir:
Ense sertliği görülmeyebilir, vücut ısısının normalin altına düşmesi, bıngıldağın şişmesi, donuk bakışlar, uyku hali, ağır hasta ve soluk görünüm, duyarlılık, iştahsızlık, dokunulduğunda veya altı temizlenmeye çalışıldığında çocuğun huzursuz olması, ağlama, sızlanma.
Kimler menenjit ve/veya kan zehirlenmesine yakalanır?
Menenjit ya da kan zehirlenmesine neden olan mikroplar normalde insanların boğazında yaşarlar. Birçok insan hastalığa yakalanmadan bu mikropların taşıyıcısı olarak yaşamaktadırlar. Bu mikroplar insanlar arasında öksürme, hapşırma, öpme ve bağırma (örneğin; diskotekte) yoluyla yayılırlar.
0 ve 5 yaş arası çocuklar, 15 ve 20 yaş arası gençler ve yaşlılar ( 55 yaş üzeri) risk gruplarını oluştururlar.
Hastalığı kolaylaştırıcı etkenler hava sıcaklığında ani oluşan değişiklikler, bağışıklık sisteminin zayıflaması, çocukların bulundukları ortamda sigara içilmesi olarak sıralanabilir. Bazı durumlarda ise irsi olarak bu hastalığa karşı bir yatkınlık söz konusudur.
Hastalığın bırakabileceği sakatlıklar
Çoğu kişi bu hastalığı tamamen atlatarak birkaç ay içinde günlük yaşamlarına devam edebilecek duruma gelirler. Fakat bazı kişilerde uzun süreli sakatlıklar kalabilir. Menenjitin neden olduğu sakatlıklar: sağırlık, davranış bozukluğu, konsantrasyon bozukluğu, koordinasyon bozukluğu, yorgunluk, hareket kısıtlılığı.
Bazı şikayetler zamanla düzelse de, bazıları kalıcıdır. Sağırlık ömür boyu sürebilir.
Menenjit kişinin yaşamını tamamıyla değiştirebilir.
Mesela çocuklarda menenjitten sonra aşırı hareketlilik, öğrenme problemleri görülebilir. Erişkinler sosyal yaşamlarını ve iş yaşantılarını etkileyen problemlerle karşılaşabilirler. Bazı kişiler ise hastalıktan önceki işlerini eski düzeylerinde yürütemezler. Kalıcı şikayetler oluşması halinde uzmanların yardımına mümkün olduğu kadar çabuk başvurmanın önemi büyüktür.
|
|
Hazal Group 15.05.2007 tarih 221 sayılı İşkur lisans garantisiyle özel istihtam hizmetlerini tescillemiştir.
HAZAL GROUP ÖZEL İSTİHTAM ARACILIK HİZMETLERİ LTD.ŞTİ. 2003 TARİH 4904 SAYILI İŞ KURUMU ( İŞKUR ) KONUNU GEREĞİNCE GEREKLİ YASAL HÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİREREK 15.05.2007 TARİHİNDE LİSANS ALAN ÖZEL İSTİHTAM KURULUŞUDUR.
|
|
BAKICI BULMANIN EN KOLAY YÖNTEMİ
YILLARIN VERDİĞİ BİLGİ BİRİKİMİ VE TECRÜBEYE DAYANARAK ARADIĞINIZ KRİTERLERE BAĞLI OLARAK TARAFIMIZA İLETECEĞİNİZ BİLGİLERLE ARADIĞINIZ NİTELİKTEKİ BAKICI ADAYLARI EN KISA SÜREDE BİNLERCE BAKICIMIZ ARASINDAN ÖZENLE SEÇİLEREK SİZLERLE TANIŞTIRILACAKLARDIR.
LÜTFEN İLETİŞİME GEÇİNİZ.
HAZAL GROUP
www.hazalgrup.com.tr
0312 222 92 32 pbx
7. CADDE 25. SOKAK 10/1 BAHÇELİEVLER / ANKARA
|
|
Kimler Bizim Hedef Hasta Grubumuzdur?
Enfeksiyon hastaları.
Onkoloji hastaları.
Felçli hastalar.
Kalp Hastaları.
Akciğer hastaları.
Şeker Hastaları.
Beslenme zorluğu yaşayan hastalar.
Ameliyat sonrası bakıma ihtiyaç duyan hastalar.
Organ nakli geçirmiş hastalar.
Fizik tedaviye ihtiyaç duyan hastalar.
Hastane sonrası bakıma ihtiyacı olan hastalar.
Kronik hastalıkları olan tüm yaştaki hastalar.
unutkanlık hastalığı olan hastalar
kendi işini yapamayan yardımcıya ihtiyacı olan hastalar.
|
|
Bu Hizmet Nasıl Çalışır?
Hastanın evde bakım ihtiyacını tesbit eden hekim yada kuruluş Hazal Grup ’a telefon eder.
Hastanın kişisel ve tıbbi durumu ile ilgili bilgiler toplanır.
Değerlendirme ziyareti yapılır; Hasta ve ev ortamı değerlendirilir.
Bakım planı hazırlanır.
Hemşire hastanın tedavi ve bakımını uygular, hasta veya evdeki hasta yakınına eğer durumu uygunsa tedaviyi kendi başına uygulamayı öğretir.
Hizmetin tüm aşamalarında hastanın doktoru ile tam bir işbirliği yapılır.
|
|
Hangi Tedavi Hizmetleri Evde Verilebilir?
İntravenöz - intramusküler - subkutan tedaviler
Aerosol tedavileri
Oksijen tedavisi
Ağızdan beslenme
İ.V. Line bakımı
Ev içi tıbbi ekipman
Yara tedavisi
Fizyoterapi
Bütün laboratuvar hizmetleri
|
|
Sağlık Bakanlığı verileri, Türkiye’de 2 milyon kişinin kısır olduğunu, Türkiye’de kısırlığın giderek arttığını ve 150 bin çiftin tedavi için beklediğini ortaya çıkardı
2 milyon kısır
Sağlık Bakanlığı verileri, Türkiye’de 2 milyon kişinin kısır olduğunu, 150 bin çiftinin tedavi için beklediğini ve Türkiye’de kısırlığın giderek arttığını ortaya çıkardı. Kısırlık ve Tüp Bebek Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, aşırı zayıflığın da kısırlık nedeni olduğunu bildirdi.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kişi kısır ve 150 bin çift tedavi için bekliyor. Türkiye’de kısırlık giderek artıyor.
Bakanlıktan ruhsatlı tüp bebek merkez sayısının 84 olduğu belirtilirken, bu sayının ve merkezlerin dağılımı ile bazı merkezlerin başarı oranlarının, kısır çiftlerin beklentilerini karşılamaktan çok uzak olduğu belirlendi.
Bebek sahibi olamamanın en önemli nedenleri arasında çevresel faktörler, sigara kullanımındaki artış ve kullanım yaşının özellikle bayanlarda düşmesi, polikistik over sendromu ve çikolata kisti olarak adlandırılan kadın hastalıklarının sayısında ve görülme sıklığında yaşanan artış yer alıyor.
Edinilen bilgiye göre, tüp bebek merkezleri özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir’de yoğunlaştı. Bu merkezlerin 77’si Marmara, İç Anadolu, Ege ve Akdeniz’de toplanırken, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz’deki tüp bebek merkezi sayısındaki azlık dikkat çekiyor.
Çoğu İstanbul’da olmak üzere Marmara Bölgesi’nde 40, İç Anadolu Bölgesi’nde 20, Akdeniz’de 9, Ege’de ise 8 tüp bebek merkezi bulunuyor. Türkiye’de bulunan tüp bebek merkezi sayısının 84’e yükseldiği dikkate alınırsa, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sadece 5 ve Karadeniz’de 2 tüp bebek merkezi bulunması, bölgelerin nüfus yoğunluğu da düşünüldüğünde, uzun süren tedavi için sağlıksız bir tablo ortaya çıkıyor.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Kısırlık ve Tüp Bebek Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, Sağlık Bakanlığı’nın ruhsatlandırma aşamasından sonra merkezlere “gebelik başarı kriteri” getirmediğini söylerken, bu nedenle Türkiye’deki başarılı merkezlerin sayısının “iki elin parmağını geçmediğini” söyledi.
Aşırı zayıflığın da kısırlık nedeni olduğunu kaydeden Yaralı, hamilelikte az kilo alma modasının da sakıncalarına değinerek, en az sekiz, en fazla 20 kilo alınmasının ideal olduğunu vurguladı.
“TOPUKLU AYAKKABI VE STRECH KIYAFETLERDEN KAÇININ”
Prof. Dr. Hakan Yaralı, hamileliğin özellikle ilerleyen aylarında topuklu ayakkabı ve strech kıyafetler giymekten kaçınılması gerektiğini kaydetti.
|
|
Unutkanlık sorunu yaygınlaşıyor mu?
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
Yaşlı nüfusta hızlı bir artış var. Bu durum gelişmiş ülkelerde daha belirgin ve neredeyse her 10 kişiden biri 65 yaş üzerinde...
Bu sevindirici gelişme yaşlılık dönemi sorunlarına ilgiyi artırmıştır. Yaşlı nüfus artışına paralel olarak osteoartrit, inme-felç, kalp yetmezliği, şeker hastalığı, hipertansiyon, görme ve işitme bozuklukları, Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıklar ön plana çıkmıştır. Unutkanlık ve bellek bozukluklarındaki artış da bu süreçte ortaya çıkan önemli problemlerdendir.
Bellek azalması yaşlı insanların bilgi üreterek hayatlarını kazanmalarını güçleştiriyor. Ekonomik güçlerini azaltıyor. Belleği zayıf yaşlılar, maddi sorunlarla daha kolay karşılaşıyor (birikimlerin yanlış değerlendirilmesi gibi)... Dolandırıcılık olaylarına en çok maruz kalanların yaşlılar olduğu da bilinmekte... Belleği korumak, en azından bellek sorunlarını azaltmak, yaşam kalitesini yaşlılıkta da korumanın önemli bir şartıdır.
Yaşlanma ile doğrudan ilişkili bellek kaybının en sık görülen nedeni, beyin damarlarındaki daralma, tıkanma veya kanamalarla ortaya çıkan beyin beslenme bozukluğudur. Bu sorun genellikle yavaş ve sinsi bir ilerleme gösterir. Beynin özellikle küçük damarlarında sessizce ilerleyen daralmalar veya tekrarlayan tıkanmalar, beyin dokusunun önemli bir kısmının yavaş yavaş fonksiyonlarını kaybetmesine yol açar.
Beyin damarlarının aterosklerozu olarak bilinen bu sürecin oluşumunda genetik faktörler ve yaşlanmanın kendisi kadar sigara ve alkol kullanımı, yoğun ve uzun süreli stres, uykusuzluk, hareketsiz ve tembel bir yaşam tarzı, yanlış ve yetersiz beslenme gibi seçimlerin de etkisi vardır. Kolesterol, trigliserit, homosistein, kan şekeri yüksekliği gibi sorunların önemsenmemesi, hipertansiyonla yeterince mücadele edilmemesi, fazla kilolu veya şişman olmak da bellek kaybını hızlandırmaktadır.
Kalp damarlarınız için iyi ya da kötü olan her şey, beyin damarlarınız için de iyi ya da kötü, faydalı ya da zararlıdır. Kalbinize gösterdiğiniz dikkati beyninizden esirgemeyin. Bellek kaybını önlemenin öncelikle iyi bir sağlıktan geçtiğinden şüphe etmeyin. Yukarıda sayılan yanlışları yapmakta ısrar etmeyin.
Ergenlik dönemindeki kız çocuklar için beslenme önerileri
Bu yaş grubundaki kız çocukları hızlı büyürler. Enerji, protein, yağ gibi besin öğesi ihtiyaçları artar. 10-15 yaş arası kız çocuklarının sağlıklı ve dengeli beslenmeyi öğrenmeleri, ileri yaşlarda bazı hastalıkların önlenmesine, doğru beslenme alışkanlığı kazanılmasına yardımcı olur.
Bu yaşlarda kız çocuklarının enerji gereksinimleri 2000 kalori kadardır. Ancak fiziksel aktivite alışkanlığına bağlı olarak günlük kalori gereksinimlerinde artma veya azalma olur. Örneğin koşan, basketbol oynayan ya da dans eden bir ergenin kalori gereksinimi artar, ancak okula servis ile gidip gelen, evdeki zamanının büyük kısmını oturarak geçiren kişinin kalori gereksinimi azalır. Bu nedenle ergenin kendi gereksinimlerine uygun kalori ve beslenme alışkanlığı kazanması gerekir.
Bu dönem kemik sağlığı için de en önemli dönemdir. Çünkü bu dönemde alınan yeterli kalsiyum ile kemik yoğunluğu en yüksek seviyesine ulaşmakta, erişkin dönemde kemik yoğunluğu korunabilmekte ve menopoz öncesi dönemde kemik dokusu kaybı yavaşlatılabilmektedir. Bu nedenle günlük tüketilmesi gereken kalsiyum, ancak 3-4 su bardağı süt-yoğurt ve 2-3 kibrit kutusu kadar peynir ile karşılanabilir.
Bu dönemdeki kız ergenlerin yeterli demir minerali alamadıkları bilinmektedir. Yetersiz demir alımının nedenlerinden biri yanlış besin seçimi, diğeri kilo alma kaygısı ile besinlerin porsiyon miktarlarının sınırlandırılmasıdır. Sabah kahvaltısında 1 yumurta, öğle öğününde 1 porsiyon etli sebze yemeği ve akşam öğününde 1 porsiyon kuru baklagil, haftada 2 defa 1-2 kase kuruyemiş ve kuru meyve, demir gereksiniminin karşılanmasına yardımcı olur.
Bununla beraber yeterli miktarda C vitamini alımı bitkisel besinlerden demir emiliminin artması ve kansızlık (anemi) probleminin azalması için önemlidir. Kız çocuklarının ergenlik döneminde lif içeren besinleri tüketmesi de kabızlık ve diğer birçok hastalığın önlenmesi açısından önemlidir. Bu dönemde günde 5-6 dilim tam buğday ekmeği ya da çavdar yulaflı ekmek çeşitleri, 4-5 porsiyon meyve-sebze ve haftada 2 porsiyon kuru baklagil tüketimi, lif gereksiniminin karşılanmasına yardımcı olur.
Diyetisyen Tuğçe Altan
Eyvah! Takılma kilosu...
Kilo verirken dönem dönem belli bir kiloya takılıp kalıyorum. Bu dönem kolayca atlatılabilir mi?
Kilo verme sırasında yaşanan duraklama, bedeninizin geçici olarak kilo vermeye direnç göstermesinden kaynakladır. Bu durum bazen vücutta meydana gelen su kaybı sonucu oluşabilir, bazı zamanlarda ise farklı bir ağırlığa uyum sağlamaya çalışan bedeninizin çözüm yoludur.
Endişeye kapılıp kalori alımınızı azaltmak, vücudunuzun da endişeye kapılmasına ve size daha fazla direnç göstermesine neden olabilir ya da tam aksine motivasyonunuzdaki azalma nedeni ile kendinizi mutlu etmek için tatlılar gözünüze daha hoş görünmeye başlar, kalori alımınız artar. Aman dikkat! Azalan motivasyonunuzu egzersiz yaparak ya da yaptığınız egzersizin zamanını, şiddetini artırarak geri kazanabilirsiniz.
Aynı zamanda uyguladığınız diyetin çeşitliliğini de gözden geçirin. Tek tip besinlerin listelendiği diyetler de vücudunuza direnç kazandırabilir. Az yağlı peynir ve kepekli ekmekle hazırladığınız kahvaltınızı meyveli yulaf taneleri ve az yağlı sütle değiştirebilirsiniz.
Diyetisyen Nilüfer Bayram
Sofranızdaki ilaçlar
Ben hipertansiyon hastasıyım. Zayıflamak için diyet yapıyorum. Tansiyonum yüksek olduğu için bu diyette ayrıca nelere dikkat etmem gerekir?
6 Tuz kullanımını azaltın. Günde 2-3 gramı geçmeyecek miktarda tuz tüketmeye gayret edin.
6 Yemeklerinizde potasyumdan zengin, maydanoz, nane, kekik, dereotu, soğan, limon suyu gibi tat vericileri kullanmaya özen gösterin.
6 Kansere karşı da koruyucu etkisi olan sarmısak, sofranızda mutlaka yer alsın.
6 Bitkisel sıvı yağları tercih edin.
6 Yeşillikleri unutmayın! Tere, roka, yeşil soğan, maydanoz tüketin.
6 Peynirinizi tuzsuz almaya dikkat edin veya su içerisinde bekletin.
6 Zeytin tüketiminizi günde en fazla 4-5 adet olacak şekilde sınırlayın.
6 Günde 3-5 porsiyon sebze, meyve tüketin.
Diyetisyen Güneş AYIR
10-15 yaş kız çocukları için örnek menü
KAHVALTI
_ 1 su bardağı süt veya meyve suyu (taze sıkılmış)
_ 1 yumurta veya 1 kibrit kutusu kadar peynir
_ 1 yemek kaşığı reçel veya bal
_ 5-6 adet zeytin
_ 2 dilim buğday unundan yapılmış ekmek
ÖĞLE
_ 2 adet ızgara köfte (söğüş sebze)
_ 3-4 yemek kaşığı (1 kepçe) zeytinyağlı barbunya
_1 kase sütlü tatlı
_ 1-2 ince dilim tam buğday unundan yapılmış ekmek
İKİNDİ ARA ÖĞÜNÜ
_ 4-5 yemek kaşığı dolusu kısır
_ 1 su bardağı ayran
AKŞAM
_ 1 porsiyon etli sebze yemeği (1 tabak)
_ 4-5 yemek kaşığı dolusu makarna
_ 1 kase yoğurt
GECE ARA ÖĞÜNÜ
_ 1 orta boy meyve
_ 10-12 adet fındık-ceviz, 2-3 adet kuru kayısı incir
DİYET GÜNLÜĞÜ
Sorularınız için:
info@bakiciara.com
|
|
Yaşlılık korkusu UNUTKANLIK Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU' nun yorumları.
Unutkanlık, yaşlıların en önemli korkularındandır.
Aslında paradoksal bir durum söz konusu: Tam da onca şeyi biriktirip zaman süzgecinden süzdükten, tecrübe imbiğinden geçirdikten sonra, yeni nesillere anlatmak varken "unutkanlık" sorununun ortaya çıkması, üzücü ve talihsiz bir süreç.
Araştırmalar, yaşlılıkla ilişkili unutkanlık sorununun altında bir değil, birçok nedenin yattığını gösteriyor.
Doğal yaşlanmanın sonucunda "bir miktar unutmak" elbette var ama makul ölçülerde kalması koşulu ile.
Ciddi ve ağır bir unutkanlık veya bunama, yaşlanmanın olağan sonucu değildir. Bir dizi hatanın, birden çok günahın art arda işlenmesinin neticesidir.
Genetik kökenli Alzheimer hastalığı dışında, unutkanlık sorunu, bellek kaybı veya bunama problemi öyle pek kolay oluşmaz.
Kolesterol yüksekliği, diyabet, hipertansiyon, homosistein fazlalığı sorununu önemsemezseniz, bellek kaybı sorunu yaşama olasılığınız daha yüksektir.
Uykunuza, stres yönetiminize dikkat etmediyseniz, damarlarınızı sigara, beyninizi alkolle fazlaca üzdüyseniz olasılığın daha da yüksek olduğunu söyleyebilirim.
Kafa travmaları geçiren, B12, B6, folik asit vitamini eksikliği, demir noksanlığı problemlerini uzun süre yaşayan biriyseniz işiniz daha da zordur.
Troid bezi tembelliğinin, uzun süreli korku, endişe ve stresin, tedavi edilmemiş depresyonun da belleğinizi olumsuz yönde etkilediğini unutmayın.
ÖNLEMEK MÜMKÜN
Düzenli egzersiz yapan, fırsat bulduğunda yürüyen, merdiven tırmanan, düzenli beslenen, E vitamini, omega-3 ve antioksidan deposu besinleri, polifenolleri, flavonolleri bolca tüketen, tavla, briç, poker, pişti oynayıp eğlenen, televizyon seyretmek yerine roman okuyan, bulmaca çözüp kafa yoran, sürekli olarak yeni, farklı, öğretici şeyler kovalayan biriyseniz unutkanlık sorunu sizin için uzak bir olasılıktır.
Yaşamınızdan keyif alıyorsanız, enerjik, güçlü biri olduğunuzu düşünüyor, çaresizlik sorununun ne olduğunu bilmiyorsanız, korkusuz, endişesiz, sevgi ve huzur dolu bir hayat sürüyorsanız ve düzenli olarak yürüyorsanız, unutkanlık, kapınızı kolay kolay çalmaz.
UYKU SORUNU ÇEKENLERE ÖNERİLER
Yaş ilerledikçe uyku süresi kısalmakta, uyku kalitesi azalmaktadır. Yaşlandıkça daha güç, daha az uyur ve daha kolay uyanırsınız. Özellikle 50-60 yaş arasında uyku daha kolay bölünmekte, daha az dinlendirici olmaktadır. Kadınlar menopoz, erkekler prostat irileşmesi ve benzeri sorunlarla geceleri 1-2 kez uyanmaya başlar. Uykunuz, yaşınız ilerledikçe kısalacak, 5-6 saat sizin için yeterli olacaktır.
Yaşlı insanlarda uyku sorununun doğal olmayan nedenleri de vardır: Yaşlandıkça artan ağrılar bunların en önemlisidir. Osteoporoza, eklem romatizmasına bağlı ağrılar başlıca faktördür. Yaşlandıkça belirginleşip sıklaşan depresyonun, stres ve gerginliğin de uyku kaçmalarına yol açması mümkündür. Prostat büyümesi, mesane - idrar torbası - kapasitesinin küçülmesi gibi nedenlerle oluşan sık idrar yapma ihtiyacı da uykuyu böler.
İlaçlar bir başka etkendir. Kan basınç yüksekliği, kalp yetmezliği gibi sorunların çözümü amacı ile alınan idrar söktürücü ilaçlar gece uykularını bölebilir. Antidepresanlar, kortizon içeren ilaçlar uyku kaçmalarının nedeni olabilir.
Yaşlandıkça uykunuz tıpkı bedeniniz gibi kırılgan bir hale gelecektir. Bu nedenle gündüz uykularından kaçınmaya, geceye "uykuya ihtiyaç duyan yorgun bir beyin ve bedenle" ulaşmaya, gün boyu aktif, hareketli biri olmaya çalışın. Akşamı dingin ve keyifli bir ruh haliyle karşılayın. Uykudan önce hafif bir yürüyüş yapmaya, akşamları hafif şeyler yemeye bakın. Öğleden sonra kafein içeren içecekler veya ilaç kullanmayın. Akşam saatlerinde ve yatmadan önce aşırı sıvı almayın.
NASIL TEDAVİ EDELİM!
Bütün bunlara rağmen uyku sorununuz varsa önce valeriyan veya valeriyan-melisa karışımı bitkisel ilaçlardan yararlanmaya çalışın. Valeriyan içeren standart özütler, hafif uyku bozukluklarının çözümü için yeterlidir. Valeriyan özütlerinin ciddi bir yan etkisi yoktur, bağlımlılık-alışkanlık yapmazlar. Seyrek olarak ertesi sabah bir miktar sersemlik olabilir. Valeriyan-melisa karışımı bitkisel ilaçlar bizim ülkemizde de bulunabiliyor. Yatmadan 1-2 saat önce alınmaları yetiyor.
Kaliteli bir melatonin tableti de (dil altında eriyenleri tercih ediniz) oldukça keyifli, bol rüyalı bir uyku sağlar. 1 miligramlık melatonin tabletleri ile başlayıp 3 miligrama kadar artırabilirsiniz. Melatoninin, bazı insanlarda kabus şeklinde rüyalara ve ishale yol açabildiğini hatırlatalım.
Bizim önerimiz, bu doğal-bitkisel destekleri mümkünse doktorunuzla konuşarak kullanmanız. Bu desteklerden yarar göremiyorsanız da, mutlaka bir tıbbi yardım almanız.
NASIL YAŞIYORLAR?
ÇİĞDEM TUNÇ (Sunucu)
40 yaşındayım. 1.75 boyunda ve 66 kiloyum. Bir buçuk-iki aydır diyet yapıyorum. Bayağı kilo verdim. Çay, benim için olmazsa olmaz. Sabahları mutlaka bir bardak limonlu çay içiyorum. Beyaz ekmek kesinlikle yemiyorum. Bunun yerine kepek veya çavdar ekmeğini tercih ediyorum. Kahvaltıda peynirle kızarmış ekmek yiyorum. Kahvaltıdan iki saat sonra meyveli yoğurt tüketiyorum. Öğle yemeğim yok. Akşam üstü galeta atıştırıyorum. Bunun dışında meyve yiyorum. Akşam ızgara tavuk veya fırında balık yiyorum. Kırmızı eti çok seviyorum. Sebze ve meyveyle aram çok iyi. Salata çok seviyorum. Yaptığım her yemekte mutlaka zeytinyağı kullanıyorum. Tatlıya pek düşkün değilim. Alkol kullanmıyorum. Maalesef günde iki pakete yakın sigara içiyorum. Vitamin takviyemi yediğim besinlerden doğal yolla karşılıyorum. Gece yaşantım olmamasına rağmen 2’den önce yatmıyorum. Sabahları genelde 10’da kalkıyorum. Sporu sevmiyorum. Her gün yürüyüş yapıyorum. Yazın bol bol yüzüyorum. Mesleğimin sağlığıma olumsuz bir etkisi olmadı. Aksine çalıştıkça kendimi sağlıklı hissediyorum. Çalışmak beni motive ediyor. Ailemde ırsi olarak kalp ve tansiyon hastalığı var. Düzenli bir ilaç kullanmıyorum.
PROF. MÜFTÜOĞLU’NUN YORUMU
Fazla kilolarınızdan ebediyen kurtulmak istiyorsanız diyet yapmak yerine yaşam biçiminizi değiştirmek size uygun bir beslenme planının yapısını öğrenip aktivitenizi artırma yolunu seçmelisiniz. Diyet sözcüğü belirli bir süre ile sınırlı özel bir beslenme planını ifade eder. Bu süre tamamlanıp eski beslenme alışkanlıklarınıza döndüğünüzde, verdiğiniz kiloları kısa bir süre içinde alırsınız. Sevgili Çiğdem Tunç’un da bu kurala uygun yaşam tarzı değişimleri yapması gerekiyor. Başarılı bir kilo yönetimi programının öğün atlamayı yasakladığını lütfen unutmasın. Öğle yemeğini mutlaka yemesi ve mümkünse ara öğünleri bile değerlendirmesi gerekiyor. Kilo sorununuz olsun veya olmasın galeta seçilebilecek en kötü atıştırmalıklardandır. Galetanın, grissininin, diyet çubuklarının suyunu kaybetmiş ekmekten farklı bir şey olmadığını bilmekte fayda var. Çiğdem Hanım’ın uyguladığı beslenme planında ben ciddi dengesizlikler ve enerji fazlalığı sorunu olduğunu düşünüyorum. Bu planın yeniden değerlendirilmesinde ve aktivitesinin artırılmasında yarar görüyorum. Sigara kullanması son derece üzücü. Özellikle ailesinde kalp hastalığı riski yüksek olan biri için sigara ciddi bir sağlık tehdididir. Çiğdem Hanım’a daha hafif ve keyifli bir yaşam diliyorum.
|
|
Bebeklikten çocukluğa geçiş döneminde olan çocuğunuz birdenbire hırçınlaşıp, hiç yoktan sebeplerle ağlamaya mı başladı?
Bebeklikten çocukluğa geçiş döneminde olan çocuğunuz birdenbire hırçınlaşıp, hiç yoktan sebeplerle ağlamaya mı başladı?
O halde siz de "2 yaş sendromu" ile yüzleşen ebeveynler arasına katıldınız demektir. Ancak korkmayın, bu sadece geçici bir dönem ve sıkıntıları hafifletmek de elinizde...
ki yaş dönemi, çocuk gelişiminde önemli evrelerden biridir. 18 aydan 36 aya kadar sürebilen bu döneme "2 yaş sendromu" veya "Negativizm dönemi" de denir. Bebeklikten çocukluğa geçiş olan bu dönemde, çocuklarınızın davranışlarında farklılıklar görmeye başlayabilirsiniz. Onlara nasıl davranmanız ve onlarla nasıl konuşmanız gerektiği hakkında kafanızda yeni soru işaretleri belirebilir.
Negativizm dönemi ile birlikte çocuklarınızın tepkilerinde ve davranışlarındaki değişmeler sizi hazırlıksız yakalamış olabilir. Sürekli her dediğinize itiraz eden, her şeyi yardım almadan yapmaya çalışan, bir anda öfke krizine giren, hiçbir şey istemeyen, uzun uzun ağlayan ve ikna edilemeyen, istediği olsun diye kendini yerden yere atan, en ılımlı uyarılara bile sert tepkiler veren çocuğunuz karşısında soğukkanlı kalamayabilirsiniz.
Çocukların bu çağı öfke, gerilim, bunalım ve sürekli davranış değişimleriyle dolu bir dönemdir. Duyguları askıda ve kararsızdır. Farklı kutuplar arasında gidip gelir, uç noktaları bir arada yaşar. Örneğin; aşırı faaliyetten ani bir tembelliğe, atılganlıktan utangaçlığa, güçlü bir sahip olma duygusundan aldırmazlığa geçebilir.
Aynı zamanda bu dönemde çocuklar katı, inatçı ve huysuzdur. İstediğinin anında gerçekleşmesini ister. Tutturmaya eğilimli olabilirler. Küçük bir kral gibi buyruk vermekten hoşlanırlar. Ödün vermesi, çevresindekilerle veya koşullarla uzlaşması zordur. Bu nedenle arkadaşlarıyla bir şeyi paylaşmakta güçlük çekerler. Her şeyin gönüllerine göre olmasını isterler. Aksi takdirde öfke nöbetleri geçirebilirler, fakat bu nöbetler pek uzun sürmez.
KENDİNİ DÜNYANIN MERKEZİ SANIYOR
Bu evrede çocuğunuz ben-merkezci dönemdedir. Kendisini başkalarının yerine koyamaz. Olumsuz davranışlarının sizi nasıl etkilediğinin farkına varamaz. Sizin ve çevresindekilerinin duygularıyla ilgilenmez. Bu nedenle çevresi ile ilişkileri yetersizdir. Ayrıca kendi zihninden geçenlerle, başkasının zihninden geçenlerin farklı olabileceğini ayırt edemez. Çocuğunuz kendisini dünyanın merkezi olarak algıladığı için çevresindeki bütün varlıklarla ilgili düşünceleri de kendisiyle ilişkilendirilmiştir.
Çocuğunuz iki yaşına girdiği zaman hareket becerileri de hızla artar. Hareket becerileri arttıkça da etrafını daha fazla karıştırmaya başlar. Bu dönemde dikkat süresi kısadır. Elindeki nesnelerle uzun süre ilgilenmez. Oyuncakları fazla dikkatini çekmez. Evdeki eşyalar daha fazla ilgisini çeker. Mutfak araç gereçleri oldukça ilgilendiği nesneler arasındadır.
Ayrıca çocuğunuz bu dönemde oldukça meraklıdır. Nesneleri ellemek, onlara dokunmak ister. 2,5 yaşında tanıdık bir şeyi bırakıp başka bir şeyi almakta çok ağırkanlıdır. Çok tutucudur, her yeniliğe itiraz eder. İstekleri engellendiği zaman hayal kırıklığına uğrar.
Çocuklarınızın bebeklikten itibaren sizinle kurduğu ilişkilerden öğrendiği bilgiler ve davranışlar sonucunda oluşturduğu bir "ötekiler" ve "ben" kimliği vardır. Bu dönemde çocuğunuz yavaş yavaş bağımsızlaşıp kendi kimliğini oluşturmaya başlar. Aynı zamanda dış dünya konusundaki farkındalığı hızla artar. Fakat hálá ben-merkezci bir tutum içerisinde olduğu için çevresine ayak uydurmak yerine kendi kişiliğini keşfetmeye çalışır. Bu da birey olarak varlığının bilincine varmasının ilk adımlarını atmasını sağlar.
TUTARLI VE SABIRLI OLMANIZ ŞART
Bu dönemin en önemli noktalarından biri, çocuğun bağımlı olmaktansa bağımsızlığının ve yaptıklarının etkisini test etmesidir. Bu süreç çocuğunuz için çok çetin geçen bir dönemdir. Hayatına birçok yeni şey girmiştir. Artık yürümesi mükemmelleşmeye yakındır. Bunun sonucunda istediği yere ve şeye ulaşmaya başlamıştır.
2-2,5 yaşındaki çocuk, denemelerini geliştirir. Bir sorunla karşılaştığı zaman bilgilerine dayanarak çözüm arar. Mesela, boyunun yetişmediği bir masadaki oyuncağı alabilmek için bir sandalyenin üstüne çıkabilir. Masanın yüksekliği ile kendi boyunun uzunluğunu kıyaslar, aradaki farkı kapatmak için sandalye bulur.
Bazı çocuklar 2 yaş sendromunu daha kısa sürede ve daha az şiddetli geçirirken, bazı çocuklarda bu uzun süreli ve çok şiddetli olabilir. Sizin bu davranışlar karşısında dikkatli olmanız gerekir. Tutarlı ve sabırlı olmanız, çocuğunuzun bu dönemi daha rahat geçirmesine yardımcı olacaktır. Korkutmak, cezalandırmak, zıtlaşmak bu davranışların artmasına veya yerleşmesine yol açabilir.
Bu dönemdeki tutumlarınız çocuğunuzun gelecekteki karakterinin yapı taşlarını oluşturur. Sizler, anne-babaları olarak onların inatlaştığı konularda onlar gibi davranıp, onlarla sürekli inatlaşırsanız, çocuğunuz ileriki yaşlarında da inatçı bir karaktere sahip olabilir. Unutmayın ki büyümek ona katlanmaktan daha zordur ve bu dönem geçicidir.
ANNE-BABALARA ÖNERİLER
* Her şeyden önce sizler bu olumsuz tutum ve hırçınlıkların geçici bir durum olduğunu bilmeli ve sabırlı davranmalısınız.
* Sonsuz sabır ve güler yüz göstermeniz, çocuklarınızın gevşemesi için en faydalı yollardan biridir.
*Çocuğunuzu katı bir düzene zorlamamanız yararlı olur.
*Onunla gereksiz çekişmelere girmeden, ilgisini başka yöne kanalize etmeye çalışın.
*Çocuğunuza günlük bir rutin hazırlayın. Hangi aktiviteden sonra neyin geleceğini öğrendiğinde, geçiş yapması çok daha kolay olacaktır.
* Çocuğunuzun öfkesini dindirebilmek ve kendinizi rahatlatmak için onun her istediğini yapmaktan kaçınmalısınız.
* Çocuğunuz öfke krizine girdiğinde onun yanından ayrılabilir ve sakinleşmesi için ona zaman tanıyabilirsiniz. Sandığınızın aksine onu sakinleştirmeye çalışmak onu daha da hırçınlaştırabilir.
*Çocuğunuzu sürekli "Bunu elleme", "Yapma", "Bununla oynama" gibi uyarmaktansa, güvenli olarak oynayabileceği ve yaşına uygun oyuncakların bulunduğu bir ortam yaratın. Bu her iki tarafa da huzur getirir.
*Koyduğunuz her kuralın açıklamasını ona yapın. Aksi takdirde anlamadığı bir şeye ayak uydurmaya çalışmasını bekleyemezsiniz.
* Ona karar verme hakkını tattırın. Bazı küçük tartışmaları onun kazanmasına izin verin. Bu onun olaylar üzerinde kontrol sahibi olduğu hissini yaşamasını sağlayacaktır.
* Ona seçme şansı tanıyın. Örneğin makarna ve fasulye gibi iki seçenek sunun. Böylece çocuğunuz kendi istediği şeyi seçip onu yemiş olmanın rahatlığını yaşayacaktır.
|
|
T.C. M.E.B. ÖZEL MORKEDİ ANAOKULU "ÇOKLU ZEKA" YÖNETİMİ UYGULUYOR.
Özel Mor Kedi Anaokulu'nun sevgi dolu ortamında her çocuk yarınlara, özgüveni gelişmiş,arkadaşlığı ve paylaşmayı seven,kurallara ve bireylere saygılı,sosyal yönü kuvvetli, pratik zekasını ve yaratıcılığını yaşamın her alanına taşıyabilen,karakteri sağlam bireyler olarak yetiştirmektedir.
*Okulumuzda tüm gelişim alanlarını destekleyen.
''Çoklu Zeka'' yönetimi uygulanmaktadır..
*Hijyen şartlarına uygun olarak tüm okulda laminant parke ve sınıflarda anti-alerjik halılar kullanılmıştır..
*Okulumuzun mutfağında mevsim sebzeleri ile günlük taze yemekler pişer..
*Düzenli doktor kontrolümüz mevcuttur..
*Çocuklarımızın tüm gelişim alanlarını desteklemesi için özenle seçilmiş en güzel oyuncaklar..
*Doğum günlerinde özel partiler !.
|
|
BEBEKLERİN GAZ SORUNUNA ÇÖZÜM ÖNERİSİ
malzemeler :
250 gr nöbet şekeri
50 gr çörek otu
4 adet muskat (hindistan cevizi )
(Aktarlardan temin Edilebilir.)
Hazırlanışı : hepsi ezilerek toz haline getirilir daha sonra kaynar suda karıştırılarak demlenir ve soğutulur.
sabah öğle akşam çocuğa birer kaşık verilir Annede içerse çocuğa faydası olur sütten geçer.
Bu öneri malzemeler hazırlandığında ve kullanıldığında bebeğin gaz sorunu olmayacağı uzun yıllar bakıcılık yapmış olan bakıcılarımızın tecrübelerinden faydanılarak hazırlanmıştır
Diğer öneriler için : info@hazalgrup.com.tr adresine mail atabilirsiniz.
|
|
ANKARA' DA HAZAL GROUP GARANTİSİ İLE HASTA, YAŞLI, ÇOCUK, BAKICILARI, TEMİZLİK ELAMANLARI, SEKRETERLER YARDIMCILAR ÇOCUK GELİŞİMİ MEZUNU BEBEK BAKICILARI OFİS ELAMANLARI
HAZAL GROUP’ DAN
Evlerinizde çalıştırılmak üzere
Yatılı, gündüzlü, gündelikçi
Hastanede, Evde hastalarınıza
Hasta bakıcılar hemşireler
Referanslı Güleryüzlü modern
Çocuk gelişim mezunu bakıcılar
Güvenilir tecrübeli eğitimli
Şirketlere sekreterler, temizlikçiler
ev işlerinizde Yardımcılar
REFAKATCILAR
0312 222 92 32 0532 762 34 81
www.hazalgrup.com.tr
|
|
Hastane harcamalarının çoğu kalbe ve bebeğe
ABD’de yayınlanan bir hükümet raporunda tıkanmış kalp damarları ve hamileliğin 790 milyar dolar tutan hastane harcamaları içinde en pahalı iki kalemi oluşturduğu açıklandı
ABD Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Kalite Ajansı’nın yayınladığı sağlık harcamaları raporuna göre 2004 yılında ilk sırayı 44 milyar dolarlık toplamla ateroskleroz tedavisi aldı.
Özel sağlık sigortası ödemelerine göre ise hamilelik ve doğum 41 milyar dolarlık bir tutarı oluşturuyor.
Rapor, federal hükümet tarafından takibi yapılan yatan hasta ödemelerine dayanarak hazırlandı.
Raporun yazarlarından Roxanne Andrews, anne ve bebeklerine verilen hastane bakımı maliyetinin yüksekliğinin insanlara çok şaşırtıcı geldiğini ve çoğu kimsenin hastanelerin sadece hasta insanların gittiği bir yer olduğunu düşündüğünü söyledi.
Raporda, sağlık hizmetleri masraflarının enflasyon düzeyinin iki katından daha fazla arttığı vurgulandı. Bu artışın hükümet ve özel sağlık sigortalarını zorladığı ifade edilen raporda, sigortasız kişi sayısındaki artışın (son verilere göre 46 milyon) tıbbi enflasyonu şiddetlendirdiği kaydedildi. Bu insanların son ana kadar bekleyip, hastalıkları en üst düzeye eriştiği zamanlarda acil servislere başvurduğu, acil servislerin de başlangıç için en pahalı yerler olduğu vurgulandı. Raporda sigortasızların tedavi masraflarının 36 milyar dolara ulaştığı da belirtildi.
ABD’de Tıbbi Bakım programı ile 43 milyon yaşlı ve engellinin bakımı yapılıyor. Medicaid programı ile de 55 milyon düşük gelirlinin tedavisi yapılırken, nüfusun geri kalanı ise işverenler tarafından karşılanan özel sağlık sigortası ile tedavi ediliyor.
En pahalı beş tedavi kalemi arasında kalp krizleri, konjestif kalp hastalığı ve yenidoğan bakımı da giriyor. Tıkanmış arterlere uygulanan anjioplasti ve stent uygulamaları da en sık yapılan girişimler arasında. http://www.nlm.nih.gov/medlineplus
|
|
TEŞEKKÜR
Sitemizin çeşitli Gazete, Dergi, Tv kanalları ve Radyolarda tanıtımına katkıda bulunan haber konusu yapan Anadolu Ajansı, basın ve yayın kuruluşlarına en içten teşekkürlerimizi sunarız.
HAZAL GRUP YÖNETİMİ
|
|
NEDEN OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
Bebek yaşama merhaba deyip çevresindekileri keşfetmeye başladığında dünya ona gerçekten heyecan verici bir yer olarak görünür. Araştıracağı o kadar çok şey vardır ki....Yeter ki büyükler ona engel olmasın. Bir çok aile çocuklarının beslenmesi ve fiziksel gelişimi ile çok yakından ilgilenirken zihinsel gelişimini “daha çok küçük” anlayışıyla korumacı tutum sergileyerek bilmeden engellerler. Çoğumuz bebeğimizin kendi kendine başarabileceği bazı öz bakım becerilerini bile yapmasına izin vermeyiz. “Kendi kendine yapamaz ben yapayım o rahat etsin. Oradan çıkamaz düşer ben kucağımda çıkarayım. Terlerse hasta olur koşmasın.
Bunu yemezse kilo kaybeder TV karşısında iki saat uğraşır yediririm.” türünden cümleleri sıklıkla etrafımızda duyabiliriz. Aile çocuğun gelişimine değişik boyutlardan bakabilmelidir.
Çocuk, bedensel, bilişsel, motor, dil, duygusal, sosyal alanlarda gelişim gösterir. Her yaş döneminin kendine özgü özellikleri, sorunları vardır. Ev ortamında fazla uyaran ve aktivite olmadan kalan çocuklar belki daha az hasta olmakta ama diğer gelişim alanları itibariyle düşünüldüğünde çok şey kaybetmekte ve hatta geleceklerinden vermektedirler. 0-6 yaş dönemi çocuğun en alıcı olduğu dönemdir. Yaşama dair birçok kavram bu dönemde öğrenilmektedir. Çoklu zeka kuramı ile zekanın da çok yönlü ele alınması gerektiği düşünülmektedir. İnsan beyni, sözel-dilsel, mantıksal-matematiksel, görsel-uzamsal, müziksel-ritmik, içsel, kişiler arası, bedensel-kinestetik ve doğa zekası olarak 8 alana bölünmektedir. Geleneksel eğitim anlayışında zekanın daha çok sayısal ve sözel alanları dikkate alınmaktadır.
Bu durumda başka bir alanda başarı gösterebilecek çocuklar arada kaybolmakta veya dikkat dağınıklığı, aşırı hareketli vb. tanımlamalarla gerçekten başarı gösterebilecekleri alanlara yönlendirilememektedirler. Çocuğun fiziksel beslenmesinin önemli olduğu kadar zihinsel beslenmesi de önemlidir. Okul öncesi eğitim kurumları 0-6 yaş döneminde çocuğun zihinsel beslenmesini sağlayan en önemli faktörlerden biridir. Çocuk sürekli gelişen ve değişen bir varlıktır ve öğrenme insan yaşamın | | |